Sihirli tahtalara eğlenceye katılmayı kim istemez :) Kapla nın oyun ve oyuncak konusuna farklı bir bakış açısını getirdiğini görmek için http://www.kaplaturkiye.com/index.php?gzkc=5 mutlaka ziyaret edip sınırsız yaratıcılığı görün.
1 Yaşına Kadar Çocuklar koku, tat, ses, görme ve dokunma duyularına sahip olduklarından, değişik oyuncaklar ararlar. Oyuncaklar, çocuklara boyutları, büyüklükleri, sesleri, yapıları ve işlevleri, anlama ve karşılaştırma becerisi kazandırır. Bu yaş gurubundaki çocuklara oyuncak seçerken Her şeyden önce çocuğun yutamayacağı büyüklükte parçalardan oluşmuş, Hafif, keskin kenar veya yüzleri olmayan, kolay tutulabilen, Zehirli boya ve kimyasal madde içermeyen parlak renklerdeki, oyuncaklar tercih edilmelidir. Çok küçük bebekler için, ilgilerini çekebilecek, bakılacak şeyler veya sesleri ile dinlemesini sağlayacak oyuncaklar önerilir. Bebek bir şeyler tutacak olgunluğa geldiğinde, yumuşak, üstüne bastığınızda öten veya sallandığında ses çıkartan oyuncaklar önerilir. Yumuşak bebekler veya hayvan şekilli oyuncaklar en tercih edilenlerdir. Bu tür oyuncaklar, çocuklar tarafından ağızlarına götürülürler, ısırılırlar. Yapıldıkları materyallerin mutlaka toksik olmaması gerekir. Ayrıca kolayca parçalara ayrılmamaları gerekir. Oturma yaşına gelen bebeklere, üzeri parlak renkli, küpler verilebilir. İç içe konan kutu ve küpler, halkalar, bebeklerin en tercih ettikleri oyuncaklardır. Parlak renkli ve basit resimler içeren kitaplar da, bu yaşlarda bebeklerin çok beğendikleri oyuncaklardandır. Yürümesini öğrenen veya emekleyen bebekler toplarla da çok severek oynarlar. Yaratıcılığı artıran ve zeka geliştiren oyuncakların başında belki de Lego'lar gelir. Lego ile her şey yapıla bilmektedir artık. Kimi zaman oyuncak, kimi zaman tablo, kimi zaman da bir sanat şaheseri. Lego, iki yıl sonra otuz yaşına basacak. Acaba ne kadar tanıyoruz bu oyuncağı? İlk Lego'lar çıktığında beri tam 28 yıl geçti. Dünya'da 400.000.000'ün üzerinde insan, Lego'larla kendilerine küçük küçük dünyalar yarattılar. Bu plastik harikalar, modüler oyuncak mantığının ilk ve en önemli örneklerinden sayılmaktadır. Artık çağdaş oyuncak kavramının klasikleri arasına girmiştir. Lego sözü Danimarka dilinde "Leg God" yani "güzel oyun" sözcüklerinin kısaltılması ile ortaya çıkmıştır. Lego firması 1934 yılında Danimarka'da Billund'da Ole Kirk Christiansen tarafından kuruldu. Firma ilk olarak ahşap oyuncaklar üretiyordu. Hiç kimse o zamanlar Lego adının dünya çapında bir isim ve firma olacağını kestiremezdi. İlk Lego taşı 1949 yılında selüloz asetattan üretildi. 1950'lerin başında firmayı kuran Ole Kirk Chirstiansen'in oğlu Godtfred Kirk Chirstiansen modüler bir oyuncak ya da oyun üzerinde çalışmaya başladı. Bu oyuncaklar plastikten üretilecekti. Proje sonucu Lego'ların seri üretimine 1958 yılında başladı. İki yıl içinde bu oyuncağın patenti alındı. Lego'lar geçme prensibi ile çalışan modüler oyuncaklardı. Ne Godtferd, ne de babası hiç tasarım eğitimi almamalarına karşın bu oyuncak tasarımda ilerisi açık bir mükemmellik sergiliyordu. 1960 yılında ahşap modüler oyuncak üreten fabrikaları yanınca ahşap oyuncak üretimi tamamıyla durduruldu ve firma kendini Lego tuğlalarını geliştirmeye ve pazarlamaya verdi. Artık selüloz asetatın yerini ABS plastik aldı. ABS plastiğin kalıplanması, renklendirilmesi daha kolaydı. Böylece yalnızca lego tuğlalar ve pencerelerle evler üretilmiyordu. Çeşitli insan figürleri, otomobiller, trenler aklınıza ne gelirse onlar yapılıyordu. Günümüzde yüzün üzerinde tasarımcı Lego için model üretmekte ve her gün yeni yeni ürünler piyasaya girmekte ve patent üstüne patent almaktadır. Lego beş kategoride ürün üretmektedir. Küçük çocuklar (0-6 yaş grubu) için Lego Duplo, 6-16 yaş grubu çocuklar için Lego System; 9-14 yaş ve üstü için Lego Teknik eğitim için Lego Dacta ve yönlendirme sistemleri için Modulex adlı ürün çeşitleri. Hiçbir tuğla ile Lego'nun yapabileceğini yapamazsınız. Renkli yıllar boyunca değişmemiştir: kırmızı, mavi, sarı, yeşil, siyah, beyaz, gri, ve şeffaf. Bu renklerin yanına parlak kırmızı ve parlak sarı girmiştir (1990). Lego artık bir dünya markası olmuş ve birçok çocuğun düşlerini süslemektedir. Yalnızca çocukların değil yediden yetmiş yediye herkes için Lego var. Oyun ve oyuncak, çocuğun erişkinliğinde, mutlu olması ve başarılı bir kişi olması için çok önemlidir. Çocuklar oyuncakları ile oynarlarken, fiziksel bazı yetileri de gelişir. Tutmak, sarılmak, koşmak, tırmanmak, denge sağlamak, oyun ve oyuncaklar ile hızla gelişir. Kas gücü artar. Beyin, el ve ayakların kullanımında daha da ince çalışmasını öğrenir, çocuk çabukluk kazanır. Oyun sırasında çocuklar arasında ortaya çıkan iletişim, dil gelişimini sağlar. Oyun sırasında ebeveynlerin, önce basit sesler içeren oyunlarla, daha sonraları da masal anlatmak, bazı sözel komiklikler yapması da, çocuk tarafından dil becerisinin kazanılmasında çok önemlidir. Oyun ve oyuncak, çocuğun sosyalleşmesinde önemli bir yer tutar. Oyun sırasında çocuklar bir şeyleri paylaşmak, sıra beklemek, diğerlerine bir şeyler anlatmak ve onları anlamak gibi sosyal becerilerini geliştirirler. Oyuncaklar ve oyunlar, çocuğa yaşadığı ortamı ve yaşamı anlaması konusunda büyük yardımcı olur. Uygun oyuncaklar ve oyunlar, çocuğun duygusal sağlığını da olumlu olarak etkiler. Aile bireyleri arasındaki sevgi bağlarını kuvvetlendirir. Ebeveynlerin de çocuğun oyunlarına katılması, çocuğun ruh sağlığı ve gelişimi açısından çok faydalıdır. Ebeveynler oyunlara katılırlarken, çocuklarını yakından izlemek, onların becerilerini, ilgi alanlarını ve bunların gelişimini yakından gözlemlemek şansını yakalarlar. Oyun, sadece çocuklarınızın gelişimini gözlemlediğiniz bir ortam olmamalıdır. Sizler de çocuklarınızla oynamaktan zevk almalısınız
YAPILIŞI Önce bir yetişkin tarafından balon şişirilir ve yumuşatılır. Havası alındıktan sonra huni yardımıyla içine un doldurulur. Balon dolduğunda ağzı bağlanır. Böylece balon, oyun hamuru kıvamına gelmiş olur. Balon elle yoğurularak değişik yüz biçimleri oluşturulur. Ardından gazlı kalemle ağız, burun ve gözler çizilir. Yün parçalarından saçlar yapılır.
Eğitimsel Değeri: Boyama ve kesme faaliyetleri nedeniyle çocuğun küçük kaslarının etkili bir biçimde kullanılması sağlanır. Kesme, yapıştırma, bağlama etkinlikler çocuğun el-göz kordinasyonun gelişmesini sağlar.
Çocuklu her evin bir oyuncak deposu olduğunu öğrendim baba olunca.Alınıp oynamaya bile bazan fırsat bulamadan hurdaya çıkmış ; kovalar , sepetler , poşetler hatta abartmıyorum koliler dolusu , orası burası kopmuş , kırılmış , bozulmuş velhasılı kullanılamayacak oyuncaklar....Hangilerini nerede tamir ettirebiliyorsunuz..? Evet elbette ki hiçbirini hiçbir yerde tamir ettiremezsiniz. Eğer becerikliyseniz , yeteri kadar zamanda bulabiliyorsanız ne ala...Yoksa oyuncak hurdalığı her gün büyüyor . Düşününce artık oyuncakların bile malzemelerinden çalındığını farkediyoruz. Acaba daha çabuk tüketilsinler diye mi ???? bu kadar çürük,yoksa bizim afacan a mı ???? hiçbirşey dayanmıyor. Müjdemi isterim artık :) Ahşap oyuncakların evladiyelik olduğu neredeyse kanıtlandı.Eeeee artık oyuncak alırken sağlık , hijyen ve doğallığın yanında sağlamlığa da dikkat ederek tamir derdinden ya da hurdalıktan kurtulabiliriz.Ne dersiniz azıcık haklıyım galiba...
Japonya’da, “kendi arabanı kendin yap” sloganıyla sahibi tarafından monte edilebilen otomobil üretildi. 1930’lı yılların formula bir yarış otomobillerinden esinilen araçlara meraklıları büyük ilgi gösterdi.
İSTANBUL - Japon Mitsuoka Motors firması, parçaları sahibi tarafından kılavuza bakılarak monte edilebilen otomobil üretti.
“K-4” adı verilen otomobilin 500 parçası, direksiyondan frene kadar aracın sahibi tarafından kılavuza bakılarak 3 günde monte edilebiliyor.1930’lı yıllardaki formula bir yarış otomobillerinden esnilenilerek üretilen otomobilin uzunluğu 2.5, genişliğiyse 1.29 metre. Japonların büyük ilgi gösterdiği mini otomobil saatte 50 kilometreye kadar hız yapabiliyor. Otomobilin el kitabında, oyuncak olmadığı ve trafik yasalarına uygun olarak üretildiği belirtiliyor. 7 bin 600 dolardan satışa sunulan otomobilin özellikle Japon öğrenciler arasında rağbet görmesi bekleniyor.Haber ayrıntıları ve videosunu seyretmek için;
Bursalı çocuklar parkın hazırlanışı sırasında kendilerine sorulan "En çok görmek istediğiniz hayvanlar?" sorusuna şu yanıtı vermişler: "Aslan, timsah, yılan" Timsahın kaynağı Bursaspor olmasın :)
Çocuk ruh doktoru Atalay Yörükoğlu ''''Çocuk oynadıkça duyguları keskinleşir, yetenekleri serpilir, becerisi artar. Çünkü oyun, çocuğun en doğal öğrenme ortamıdır.Duyduklarını, gördüklerini sınayıp denediği, öğrendiklerini pekiştirdiği bir deney odasıdır.''''
_________________________________________________________________________________ Bekir Onur 'un 'Oyuncaklı Dünya' kitabında, oyuncak imalatçısı Ramiz Akyürekli şunları söyler: ''Resmin günah telakki edildiği bir ortamda herhangi bir hayvanatı veya herhangi bir tür bebeği imal etmemize imkân var mıdır? Yakın zamana kadar birçok arkadaşımızla bendeniz bizzat mücadele ederek bunun bir maişet meselesi olduğunu, hiçbir imalatçı arkadaşımızın oyuncak imali ile Tanrılık iddiasında olmadığını, onların inançlarının yanlışlığını, yok bebeklerin, hayvanların canlarının hesabını vermekmiş gibi birtakım düşüncelerin yanlış olduğunu, çoluk çocuğunun rızkını namuslu yoldan temin etmek için bir vasıta olduğunu, oyuncakların çocukların yetişmesi ve terbiyesi hususunda aileye bir mürebbiye gibi yardımcı olduğuna inandırmaya çalıştım, hatta müftüden fetva dahi aldırdığım bir gerçektir.'
YAPILIŞI Resim kağıdı, kare şeklinde katlanarak, fazlası kesilir. Elde edilen karenin diğer iki köşesi de üst üste konularak katlanır. Köşelerden oluşan dört çizginin üzerinden orta noktaya doğru makasla kesilir. Kağıt, istenilen şekillerde boyanır, desenler çizilir. Ardından bayrak çıtası da istenilen şekilde boyanır. Boyama bittikten sonra kağıt, köşelerinden ortaya doğru katlanır. Çiviye, önce boncuk takılır. Ardından boyamış olduğumuz kağıdın dört köşesinde teker teker çivinin ucu batırılır ve kağıdın ortasından geçirilir. Pervane biçimi elde edildikten sonra çivini ucuna bir boncuk daha takılır. Küçük bir çekiçle pervanenin iğnesi sopaya tutturulur. Boncuklar, pervanenin dönmesini kolaylaştırır.
Eğitimsel Değeri Boyama ve kesme faaliyetleri nedeniyle çocuğun küçük kaslarının etkili bir biçimde kullanılması sağlanır. Çocuk, bu oyuncakla oynarken koşması, hareket etmesi gerektiğinden büyük kas gelişimine yardımcı olur. Çocuk, rüzgar enerjisi hakkında bilgi sahibi olur. kaynak www.kulturcocuk.gov.tr
İstanbul Oyuncak Müzesi''nin girişinde bir mahalle oyuncakçısı karşılıyor sizi. Eyüp Sultan Camisi''nin yanında bulunan ve 1950''li yıllara kadar varlığını koruyan Eyüp oyuncakçılığı müzenin en ilginç köşelerinden birini oluşturuyor. Müzenin hediyelik eşya bölümünde de yeni yapım tarihi Eyüp oyuncakları satılıyor. Bir oyuncak müzesini ilk kez, on altı yıl önce bir etkinliğe davetli olarak gittiğim Almanya''da görmüştüm. Öylesine etkilenmiştim ki Nürnberg Oyuncak Müzesi''nden, ülkemde böyle bir müze kurmaya o an karar verdim. Berlin''den, bir antikacıdan satın aldığı oyuncak bir atın süvarisi olarak da düşüme doğru yola koyuldum. Zaten, hayatta yeldeğirmenlerine değil, Don Kişot ''a özendim hep!.. On bir yılda topladığım antika, eski oyuncaklar arasında beni en çok etkileyen oyuncak bir gemi olmuştur! Beş yaşındaydım ve krallar gibi gezdiriliyordum Trabzon sokaklarında... Apoletli bir ceketim, pelerinim ve hatta asam bile vardı... Evet, sünnet oluyordum!.. Sünnet fotoğraflarımı çeken fotoğrafçı bir de oyuncak getirmişti yanında. Teneke bir gemiydi bu; pille çalışan, çarptığı yerde geri dönen, ses çıkaran gemi... Öylesine çok sevmiştim ki o oyuncağı, hep benimle kalsın, elimden alınmasın istemiştim. Trabzon''da, Maraş Caddesi''nin meydan girişinde çekilen o fotoğrafa baktıkça yaşadığım hayal kırıklığı gelir aklıma: ''''Bu benim mi olacak'''' diye sorduğumda, ''''Hayır'''' demişti fotoğrafçı; ''''Senden sonra da sünnet fotoğrafı çekeceğim, o bana lazım!'''' Elimden alınan gemim... Bu yüzden suratım asıktır o fotoğrafta! Ne zaman o fotoğrafa baksam, elimden alınan gemim gelirdi aklıma... Beş yaşımın üstünden tam 37 yıl geçmişti... 2004 yılında, Bielefeld kentinde eski oyuncaklar satan bir antikacıda gördüm o gemiyi!.. Orada, antikacının oturduğu sandalyenin tam arkasındaki rafta duruyordu!.. Benim oyuncağım, fotoğrafçının elime bir anlık kondurtup, poz verdirdikten sonra aldığı gemi bir antikacının rafında anılar limanına demirlemişti. İstanbul Oyuncak Müzesi''ni gezenler o oyuncağı gemilerin sergilendiği bölümde görebiliyorlar; 1967 yılında çekilen sünnetlik fotoğrafımla birlikte!.. Çocukluğumda en çok sevdiğim oyuncak denizaltı idi. Hep bir oyuncak denizaltım olsun istedim ama, o yıllarda bu oyuncak satılmıyordu Trabzon''da. Bu yüzden, kendim yapardım oyuncak denizaltılarımı; evet, pek çok yapardım ve hepsini de yüzdürürdüm denizde. Oyuncak gemilerin, kayıkların, denizaltıların sonu aynıdır; suyla temas ettikleri için paslanırlar, kolay yıpranırlar ve yok olurlar! Benim ilaç kutularından, kaset kapaklarından yaptığım oyuncak denizaltılar da aynı trajik sonu yaşamışlardır. Oyuncak geminin tarihi, insanın suyun üstünde yol almaya başladığı tarihle başlamıştır. Gemilerin, kayıkların yapıldığı ağaçların dallarıyla birer de oyuncakları yapılırdı çocuklara. Suyun yok edemediği oyuncaklar tahtadan yapılan vapurlar, sallardır daha çok. Tahta ve suyun dostluğu bu tür oyuncakları korumuştur, zamanın hoyrat ellerinden... Suyun en acımasız olduğu ise kâğıt gemilerdir. Her çocuğun kolayca sahip olabileceği kâğıt gemiler yüzdürüldükleri suda batsalar da, düşler denizinde yol almaktadırlar, yüzyıllardır. Ben, kâğıt gemiler yapmayı sürdürenlerdenim hâlâ. Gittiğim her liman kentinde mutlaka kâğıt gemiler yapıp yüzdürmüşümdür. Southampton Limanı''nda, Titanik''in kalktığı kıyıdan da bir kâğıt gemi bırakmıştım suya! En eski oyuncak 1817 yılına ait İstanbul Oyuncak Müzesi, Göztepe semtinde aileme ait tarihi bir köşkte kuruldu. 650 metre karelik bir alanda, yaklaşık iki bin adet oyuncak sergileniyor. Müzeyi sahne tasarım sanatçısı, sevgili kardeşim Ayhan Doğan hazırladı. Oyuncakların sergilendiği her oda bir tiyatro sahnesi görünümünde. Uzay oyuncaklarının olduğu bölüme girdiğinizde başınızın üstünde yıldızlar yanıp sönerken, oyuncak trenler gerçek bir tren kompartımanının içinde sergileniyor. Ziyaretçiler, müzenin kafeteryasında ise kız çocukların evcilik oyuncakları arasında dinleniyorlar. Müzedeki yetmiş kişilik gösteri salonunda cumartesi ve pazar günleri, saat 13.00''te, geleneksel Türk tiyatrosunun kahramanı İbiş çocuklarla buluşuyor. Müzedeki en eski oyuncak 1817 yılına ait, Fransa''da yapılan bir oyuncak keman... 1820 yılında Amerika''da yapılan bir bebek, yine aynı ülkeden 1860 yılına ait misketler, Almanya''da yapılan yüz yaşında teneke oyuncaklar, bebek evleri ve porselen bebekler müzenin en eski eserleri arasında. İstanbul Oyuncak Müzesi''nin girişinde bir mahalle oyuncakçısı karşılıyor sizi. Bir zamanlar kasabın ve bakkalın arasında kendine yer bulan, ama zaman içinde tutunamayarak kaybolan bu küçük oyuncakçı dükkânları müzede yaşatılıyor. Ayrıca, müzenin bir köşesinde tarihi Eyüp oyuncakçısı da canlandırılıyor. Eyüp Sultan Camisi''nin yanında bulunan ve 1950''li yıllara kadar varlığını koruyan Eyüp oyuncakçılığı müzenin en ilginç köşelerinden birini oluşturuyor. Müzenin hediyelik eşya bölümünde de yeni yapım tarihi Eyüp oyuncakları satılıyor. Toplumlar müzelerden geçerek aydınlanırlar. Bir toplum, önce kalkınıp sonradan müzelerini kurmaz. Önce müzeler kurulur, buralardan geçen insanlarıyla o toplum aydınlığa ulaşır. (Müzenin Adresi: Ömerpaşa Caddesi Dr. Zeki Zeren Sok No:17 / Göztepe-İstanbul www.istanbuloyuncakmuzesi.com / Tel: 0 216 359 45 50 - 51)
Beton yığınları arasında küçülüp kaybolan ya da medyanın etkisinde korkutucu bir hale gelen doğaya ve doğala hasret hayalgüçlerine bir yudum iksir.... Ellerimizle yapalım oyuncaklarını çocuklarımızın ..Çamurdan ve de ağaçtan........Hoşgeldiniz......Ne iyi ettiniz.....İyiki geldiniz.