ÇOCUK OYUN OYUNCAK

Google

28/1/2007 - Çocuk ve Oyun

Kategori: haber

                     

ÇOCUK VE OYUN

 

  Bebek ve çocukların gelişimleri sırasında olgunlaşma ve sosyal boyutun erken gelişmesinde oyunun önemi belirgindir. Ayrıca içinde yaşanılan kültürün önemli etkilerinden olan araştırma duygusunun ve kurallara uymanın öğrenildiği ve geliştirildiği yer de oyunlardır. Oyunlar önce bebeğin kendi bedensel duyumlarının araştırılması şeklinde çok küçük bir alanda başlamakta, sonra yakın çevresi içinde sürmekte ve daha sonrada büyük sosyal ortamlarda gerçekleştirilmektedir.  Bebek, çocuk, ergen ya da yetişkin bir kişinin neden oyun oynadığı sorusunun birçok yanıtı vardır. Bunlardan birincisi, içten gelen enerjinin boşaltılması için oyun oynanmaktadır. İkincisi, türe özgü davranışların çok uzun bir süredir aktarılmasına ve sürdürülmesine yardım etmektedir. Bu görüşe örnek olarak, kedi yavrusunun fare yakalamadan önce bir şeylerle oynaması ya da kız çocukların bebeklerle oynayarak annelik alıştırması yapmasını verebiliriz. Üçüncü yanıta göre oyun, gelecekteki becerilerin geliştirildiği bir alan olarak görülebilir.

                     Oyunlar  çeşitli şekilde gruplandırılabilir. Gelişim kuramcılarından Piaget oyunları şu üç başlık altında ele almıştır.

1) Alıştırma oyunları: Bu oyunlar çocukların gelişiminde duyusal motor dönem olarak isimlendirilen doğumdan yaklaşık iki yaşına kadar olan bölüme uyar. Bu dönemde bebekler yavaş yavaş hareket etmeye başlamıştır ve zihinsel gelişimde ise çevreden beş duyusu ile aldığı uyaranları birleştirip, sınıflandırmaya çalışmaktadır. Bebek  çıngırağının rengini ve sesini alır ve sınıflandırır.

2) Simgesel oyunlar: Bu gelişim döneminde 2 yaş ile 7 ve 8 yaşları arasındaki dönemi içerir.  Bu oyunların içeriği alıştırmalardan, simgeler ve varsayım boyutuna kadar değişmektedir. Çocuk kendi gerçeklerini hareketlerle yaşatmaktadır. Bunun en belirgin örneği sanki varmış gibi oyunlardır. Çocuğun bir köşede yarattığı evcilik oyunu, bir odun ya da plastik çubuk ile oluşturulan atı sürmesi gibi örnekler bu gruptandır. Burada çocuk düşüncelerini yeterince gelişmemiş dili ile anlatamadığından bunları simgesel oyunla anlatmaktadır. Ayrıca bu anlatım yoluyla zihinsel simge ve uygulamalar yinelenerek özümsenmektedir. Evcilik oyunu ile hem duygu ve düşünceler aktarılmakta, hem de annelik özdeşimi sindirilmektedir.

3) Kurallı oyunlar: Bu dönemde çocuk ilk olarak kendinden büyüklerin oyunlarını taklit etmeye başlar. Bu oyunlar 7-8 yaşlarından sonra kurulmaya başlar ve çocuğu sosyalleşmeye yönlendirir. İlk iki oyun yaş ilerledikçe azalmakta ve yerini kurallı oyunlara bırakmaktadır. Bu değişme çocuğun ilişkilerini ve sosyalleşmesini yansıtmaktadır. Ayrıca oyunları başlangıçta belirli bir yönergenin olduğu, ancak sonrasında çocuğun serbest olduğu oyunlar ve kurallı olan, sabır ve çaba gerektiren oyunlar şeklinde de ayırabiliriz. İlk gruba örnek olarak evcilik oyunu verilebilir. Bu oyunda kurallar vardır, ancak çocuk oyunun kurulması ve akışında özgürdür. Saklambaç ve körebe ise ikinci oyun grubuna uymaktadır. Oyunlar yapıları açısından da değerlendirilebilir. Yarışma, rastlantı, taklit ya da dönerek yoğunlaşmayı içeren oyunlardan söz edilebilir. Oyunların yapısı çocuk psikiyatrisinde bazı bozuklukların değerldnirilmesinde yardımcı olmaktadır. İlgi, etkileşim ve iletişimde belirgin bozukluğun olduğu otistik çocuklar ile duygu, düşünce va algıdabozulma ile belirli psikotik bozukluğu olan çocukların oyunlarında yarışma ya da rastlantı neredeyse hiç yoktur. Başka bir kişiyi gerektiren, dolayısıyla sosyal bir boyut taşıyan yarışma psikotik ve otistik çocuğun ilgi alanının tümüyle dışındadır. Bu çocukların gündeminde yineleme özelliği olan ve tümüyle dışa sınırlı açık ya da kapalı kendi dünyasına yönelik etkinlikler vardır. Aynı şekilde rastlantıyıda tümüyle reddetmektedirler. Etkinliklerinin tekdüze olması, yineleyen belirli davranışları içermesi ve değişikliğin olmadığı kendilerine özgü bir dünyayı içerir. Bu dünyada ise rastlantıya yer yoktur. Bu çocukların oyunlarında dönme ya da dönen cisimlere yönelme vardır. Bir topaç ile oynar, kendi kendine döner ya da dönen bir nesneye yönelirler. Zihinsel özürlü çocuklar yaşıtlarına göre daha az oynarlar ve hareketsiz oldukları dönemler çok daha fazladır. Kuralları karışık olmayan ve bulundukları yaştan daha küçük yaşlardaki çocukların oyunlarını oynarlar. Bu çocukların da yarışma gerektiren oyunlardan kaçındıkları gözlenir.Çocukların duygusal ve düşsel yaşamı oyunlarına yansımaktadır. Eğer çocuğun iç dünyasından kaynaklanan dürtüleri çok yoğunsa oyun kesilmekte, değişik ve karmaşık bir duruma dönmektedir. Sakin bir oyun için çocuğun bu yoğun dürtüleri uzaklaştırabilmesi gerekir. Değişken davranışları izlenen aşırı hareketli ya da kaygılı çocuklar, oyunun kurallarını kabullenmede zorluk çekerler. Davranış sorunları olan çocuk ve ergenlerin oyunu da saldırgan dürtülerle doldurması tipik bir özelliktir. Onlar için oyun hızla içinden geldiği gibi davranma ve dürtüsel eyleme geçebilmenin bir yöntemidir. Oyun içinde saldırgan tutumların belirtilmesi cinsiyete göre de farklılık göstermektedir.

Erkek çocuklar güreş, kavga ve yarışmaya daha yatkın oldukları için oyunları kızların oyunlarından daha çeşitlidir. Sosyal belirleyiciler de kız ve erkek oyunlarında önemli rol oynamaktadır. Karşı cinsiyetin oyunlarını kızlar erkeklere göre daha rahat oynamaktadırlar. Erkek çocuklarda dürtülerin davranışa dökülmesi ön planda iken kızlarda bu sözel olarak belirtilmektedir.Yetişkin bir insanda toplumsal kural ve değer yargıları yoğun duygu ve istekleri günlük yaşamda sınırlanmakta, bunlar hayal kurma ya da rüyalar yardımı ile  duyurulabilmektedir. Çocuklarda bu işlevler oyun ile sağlanmakta, ayrıca çocuğun günlük kaygılarını azaltarak olumlu ilişkiler kurmasına da yardımcı olmaktadır. Oyun oynamak evrensel bir yaşantıdır, sağlığın bir göstergesidir. Oyunun amacına ulaşması için özellikle cinsel ve saldırgan dürtülerden arındırılması gerekir.

Oyuncaklar 
                          Psikolojik olarak değerlendirildiğinde oyun alanı çocuğun dışında, ancak dış dünyaya ait değildir. İç dünya ile dış gerçeğin dışında üçüncü bir alandır, bir yanılsama (illüzyon) alanıdır. Burası bebek için anne ile paylaştığı ortak bir alandır. Zamanla önce bebek, daha sonra çocuk bu alan içinde bağımsızlığını kazanmaya başlar. Burada çocuğa özerkliği sağlayan oyuncaklar geçiş nesnesi olarak isimlendirilir. Geçiş nesnesi peluştan yapılmış oyuncaklar, çarşaf ya da yastık olabilmektedir. Bu geçiş nesneleri yetişkinlerin geriye dönüp baktığında "ilk oynadığım oyuncağım" şeklinde tanımladığı nesnelerdir. Bu geçiş nesneleri her toplumda izlenen, evrensel bir oyuncaktır, ancak basit bir oyuncak olarak değerlendirilmemelidir. Otistik ve psikotik çocukların yaklaşık üçte birinde  bu geçiş nesnesi hemen hemen hiç kullanılmamaktadır. Çocuğun geçiş nesnesini doyurucu bir biçimde kullanması, olumlu insan ilişkilerinin oluşturulabilmesi için önemlidir.  Geçiş nesnesinin fiziksel özellikleri de önemlidir. Bu nesnelerin ortak özellikleri katı, metalik, tuhaf biçimlerde ve genellikle kırılmış ya da atılacak bir durumda olmalarıdır. Çocuğun kendine ait eşyaları içinde özel bir yeri vardır. Bu nesne zamanla önemini yitirir, yaklaşık 5-6 yaşlarında çocuklar yavaş yavaş bu nsnelerden uzaklaşırlar. Ancak bunlar ne yok edilir, ne de terk edilirler.

Oyun ve oyuncak hakkında bu psikolojik bakışın dışında da pek çok şey söylenebilir. Bunlar ailesel, etik (ahlak), kültürel ve sosyoekonomik boyutları içermektedir. Oyun düşünceler, duygular ve ilişkiler içinde yuvarlanmanın ve bu zor olayların üstesinden gelmek için beceri ve kontrol kazanmanın önemli bir yoludur. Oyuncak ise çocuğun beş duyusunu ve duygularını uyaran, değerldnirme ve uygulama yetilerini geliştiren, hayal gücünü zenginleştiren, bedensel ve sosyal gelişimini hızlandıran bir oyun aracıdır.

 Oyuncaklar kabaca kullanım ve amaç oyuncakları olarak iki grupta toplanabilir.Kullanım oyuncakları aslında oyun amacıyla üretilmemiş olan bir nesneyi çocuğun oyun aracı olarak kullanmasıyla ortaya çıkarlar. At olarak bir tahta parçasının kullanılması, makara, kibrit kutusu gibi araçlarla oynama örnek olarak verilebilir. Bu oyuncakların işlevi oyun bittiği zaman sona erer. Amaç oyuncakları ise oyun amacıyla üretilmiş olan ve genellikle erişkinler tarafından seçilerek çocuklar için alınan oyuncaklardır. Yetişkinlere neden böyle bir seçim yaptıkları sorulduğunda, çocukları için en uygun oyuncağın bu olduklarını düşündüklerini söylemektedirler. Oysa biraz zorlandığında onların yaşamında bu oyuncakların izlerini bulmak olasıdır. Ayrıca bu oyuncaklar bazen çocuklar için geçici bir heves olabilmekte ve kısa sürede bir köşede unutulup, gitmektedirler.  Oyuncaklar daha ayrıntılı olarak dört başlık altında sınıflandırılabilir. Duygusal oyuncaklar: Çocuğun duygusal zorlukları ve korkularını yenmesi için seçtiği oyuncaklardır. Genellikle çocuğunoyuncakları içinde en çirkin olanıdır. Bunlar genellikle yumuşak ve tüylü, yuvarlak hatları olan, fiziksel olarak çocuktan daha kısa oyuncaklardır. Bunlar çocuk için dostluk, sevgi ve güvenlik anlamını taşır. Zevk nesnesi olan oyuncaklar: Çocuğun geçici bir süre için hoşça zaman geçirmek için oynadığı oyuncaklardır.
Eğitsel ve kültürel kazanç sağlayan oyuncaklar: Boyama kitapları, yap-bozlar, maket oyuncaklar gibi çocuğun oyun oynarken aynı zamnda herhangi bir alanda eğitimini de sağlayan oyuncaklardır.
Sosyal bütünleşmeyi sağlayan oyuncaklar: Çocuğun çevresiyle ilişkilerini düzenlemesinde yardımcı olan, yaşıtlarıyla birlikte grup oyunları oynarken kullandığı oyuncaklardır.

Oyun gibi oyuncaklar da çocuk psikiyatrisinde ruhsal durumun değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Oyuncak otistik çocukların ilgisini çekmemekte ya da çocuk oyuncağa geçici bir süre ilgigöstermektedir. Zamanının büyük bir bölümünü oyun ve oyuncaklarla geçirmek isteyen ancak sürekli oyun ve oyuncak değiştiren bir çocuğun dikkat eksikliği yönünden değerlendirilmesi gerekirken, sürekli karşı cinsiyete ait oyuncaklarla oynamak isteyen bir çocukta bu seçimin cinsel tercihle  ilgili olabileceği, yaşından küçük oyuncaklarla oynamanın ise kardeş doğumu gibi zorlayıcı bir yaşam olayı ile oluşan gerilemeyi yansıtabileceği göz önüne alınmalıdır. Çocuğun yağına ve cinsiyetine uygun olmayan  oyuncaklarla ilgilenmesi durumunda bu oyuncağı içgüdüsel olarak mı seçtiği yoksa kendisine o oyuncak verildiği için mi onu kullandığı tartışma konusudur.

Çocuğun yaşına göre oyun ve oyuncak seçimi oldukça zordur. Çocuk için alınacak ya da önerilecek herhangi bir oyuncaktan daha üstün olanı mutlaka olacaktır. Oyun ve oyuncak seçiminde en iyi klavuz, çocukların nasıl geliştiklerinin bilinmesi, onların gelişim becerilerini arttıracak ve bu becerilerin birbiriyle bir örüntü halinde olmasını sağlayabilecek oyun araçlarının göz önüne alınması gereğidir. Çocuğun oyuncağını seçerken kendi istek ve beğenilerimiz yerine çocuğun yaşını  ve gereksinimlerini göz önünde bulundurmanın yanısıra, oyuncak hakkında onun da fikrini almak en iyisi olacaktır.

Altı aylıktan küçük bir çocuk ses, şekil ve renklere karşı duyarlıdır.Bu dönemde görsel ve işitsel duyulara yönelen hareketli oyuncaklar onun dikkatiniçekerve neşelendirir. Yatağın üzerine asılabilen, sallanınca ses çıkaran renkli objeler ve çıngırak bu dönemin vazgeçilmez oyuncaklarıdır. Oturmaya başladığı yedinci aydan itibaren çocuk uzanabildiği herşeyi yakalamaya, yakaladığı her şeyi de ağzına götürmeye çalışır. En çok hoşlandığı şeyler bir elinden diğerine kolayca geçirebildiği renkli halkalar, avuçlayabildiği plastik küpler, kemirebildiği kauçuk nesneler, hırpalandığı zaman bozulmayan yumuşak bebek ve hayvancıklardır. Tutunarak da olsa ayağa kalkabildiğinde eline geçen şeyleri yere atmaktan zevk aldığından, zıplayan, yere düşünce ses çıkaran oyuncaklar ilgi odağıdır. Boy boy renkli toplar, içiçe geçebilen kutular bu dönemin oyuncaklarıdır.

Artık evin içinde rahatça dolaşabilen çocuk, üstüne binip oturabileceği büyük hayvan türü oyuncakları, küçük sandık, sepet ve tabureleri seçer.

İki yaşında bütünü parçalara ayırmak , kutuyu doldurup boşaltmak, kule ve köprü yapmaktan zevk alan çocuğun ilgisini çeken diğer oyuncaklar arasında mutfak eşyaları, farklı boyutlardaki plastik parçalar, saçları ve elbiseleri olan bebekler ve arabalar yer alır. Sonraki dönemlerde anne babasını taklit etmeye başlayan çocuk için minyatür marangoz ya da mutfak setleri gözde oyuncaklardır. Oda takımları, kova-kürek gibi oyuncaklar da ilgi çekicidir.

Üç yaşından sonra üç tekerlekli bisiklet en çok sevilen oyuncak iken, yaratıcılığını keşfetmeye başlayan çocuk tahta blokları ile büyük parçalardan oluşan plastik parçalarla çeşitli şekiller oluşturmaktan büyük zevk alır. Kum, oyun hamuru gibi şekil verebileceği, el becerisini geliştirmek yanında hayallerini gerçekleştirebileceğioyuncaklar bu dönemden sonra en sık oynanan oyuncaklardır.

3-5 yaşları arasında fantazi ve keşfetmeye (evcilik, okul oyunları ile bebekler, mutfak ve doktor muayene aletleri), dil gelişimine (renkli tuşları olan piyano, müzik ve öykü kasetleri ile kuklalar gibi) ve aritmetiğe hazırlamaya (resim  ve sayı eşleme  oyunları; domino, kızma birader ve sayı kartları) yönelik oyuncaklar.

6-8 yaşları arasında toplumsal gelişim ve işbirliği ile ilgili (top, seksek, dama, minyatür arabalar), bilişsel beceriler ve algısal hareket becerilerini sağlayan (maketler, yap-boz oyunları) ve yaratıcı anlatım oyuncakları (parmak boyası, kağıt hamuru, karakalem-suluboya ya da pastel boyalarla resimler, oyun hamurları, sessiz sinema gibi oyunlar),

9-11 yaşları arasında sorun çözme yetenekleri (karmaşık masa üstü oyunları ve video oyunları), ince-ayrıntılı hareket becerileri (küçük parçalı, karmaşık yap-boz oyunları, üç boyutlu model uçaklar, uzaktan kumandalı araçlar, kumaş boyama, ağaç işleme ve akvaryum bakımı) ve stratejik yeteneklere yönelik oyun ve oyuncaklar (sözcük türetme, monopol,tenis,ping-pong ve atari gibi),
12 yaşın üzerinde de soyut düşünme ve akıl yürütmeye yönelik oyun ve oyuncaklar (basit mikroskop ya da teleskop, kimya ya da elektronik setleri gibi) ile bağımsız yaşam becerileri kazanmaya yönelik (yürüyüş, bisiklete binme ve kamplar gibi) oyun ve oyuncaklar önerilmektedir.

Oyun bir eğlencedir, ancak sadece bir eğlence, bir zaman kaybı olmadığı gibi saçmalık da değildir. Oyun ekonomik ve sosyal durumu ne olursa olsun her çocuk için temel bir haktır.

http://www.tr.net/saglik/cocuk_sagligi_cocuk_ve_oyun.shtml

yok FİKİR VARBENİMDE FİKRİM VAR!Bağlantı

27/1/2007 - AHŞAP DONDURMA ÇUBUKLARI

Kategori: haber


15 milyon ahşap dondurma çubuğu biraraya geldi
DONDURMA ÇUBUKLARINDAN AHŞAP VİKİNG GEMİSİ

 

“Amerikalı Kaptan Robert McDonald, dünyaca ünlü dondurma üreticisi Ola’nın ülkemizdeki ismi ile Algida’nın dünyanın dört bir yanından topladığı huş ağacından yapılmış 15 milyon dondurma çubuğu ile 15 metre boyunda bir Viking gemisi yaptı.”

Ahşapla yapabileceklerinizi sadece hayal etmeniz yeterli. Hollanda’dan gelen bir haber bunu bir kez daha bizlere kanıtladı. Amerikalı Kaptan Robert McDonald, dünyaca ünlü dondurma üreticisi Ola’nın ülkemizdeki ismi ile Algida’nın dünyanın dört bir yanından topladığı huş ağacından yapılan 15 milyon dondurma çubuğu ile 15 metre boyunda bir Viking gemisi yaptı. Kaptan Robin, 1999 yılında oğlu için minyatür bir viking gemisi yapmıştı sonra da tüm çocukların hayal ettiği bir gemiyi çoçukların çok sevdiği dondurmanın ahşap çubuklarını kullanarak yapabileceğini düşündü. Minyatür gemide 370.000 ahşap çubuk kullanılmıştı. 15 metre uzunluğunda gerçek Viking Gemisi’nin yapımında ise tam 15 milyon dondurma çubuğu kullanıldı. Dondurma çubuklarının biraraya getirilmesinde güçlü ahşap yapıştırıcısı Bison devreye girdi. Geminin yapımında tuzlu suya dayanıklı bir ton ahşap yapıştırıcı kullanıldı. Robert McDonald yaptığı açıklamalarda “Artık yapıştırıcı görmek istemiyorum ve bundan sonra dondurma çubuğu gördüğümde heyecanlanacağımı hiç sanmıyorum.“ dedi.

Geminin yapımı Hollanda’nın Amsterdam kentinde iki yıldan fazla sürdü. Kaptan Rob, geminin yapımı sırasında oğlu, gönüllüler ve komşularının çocuklarından destek aldı. Geminin yapımında kullanılan 15 milyonuncu çubuk bir altın tüccarının verdiği altın kaplı dondurma çubuk oldu. Geminin yapımı Sea Heart Foundation adındaki kuruluş tarafından desteklendi. Bu kurumun amaçları arasında hastanelerdeki çocukların psikolojik gelişimlerine olanak sağlamak da olduğu için Kaptan Robin’nin gemisinin yapımı sırasında da çocuklar çalışmalara katıldı ve dondurma çubuğundan neler yapabileceğini gördüler. Belki de çocuklar için hayal etmek çok daha kolaydı.

Amsterdam Limanı’ndan açılan Viking gemisi 25 kişilik mürettebatıyla dondurma çubuğundan yapılmış en büyük gemi olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi.

Mcdonald, bu gemiyi yapmasındaki amacının çocuklara herşeyin mümkün olabileceğini göstermek olduğunu belirterek, rüyaların peşinin bırakılmamasını istedi.

McDonald gemisiyle denize alıştıktan sonra Atlas Okyanusu’nu geçmeyi planlıyor.

http://www.ahsaponline.net/dergi/28/viking_28_devam.htm (KAYNAĞINDAN ALINMIŞTIR.)

yok FİKİR VARBENİMDE FİKRİM VAR!Bağlantı

8/1/2007 - Muğla'da bir üstat "Arda Usta"

Kategori: haber

 

OYUNCAK USTASI

 

Evet Muğla da gerçek bir üstat.Gelen bir yorumla adresini buldum.Adresi gönderene teşekkürler ediyorum.

Heyecanla sitesine girdim ve ...Evet gerçekten harikalar yaratmış.Adreste çalışmalarından ve atölyesinden resimler var.Çok profesyonel ve yaratıcı olmasının yanında oyuncakların herbiri gerçek bir sanat eseri.Ellerine sağlık.Umarım çalışmaların hep başarı ile devam eder.Aşağıdaki linke tıklayarak adresine ulaşabilir ve hatta sipariş vererek yaşama bir adım daha sevimli bakabilirsiniz. (:İyi yolculuklar :)

www.naturalahsapoyuncak.com

Mutlaka ziyaret edin.Gördükleriniz sizi gülümsetecektir.Ordan mutlu ve çocuk ayrılacaksınız.

3 FİKİR VARBENİMDE FİKRİM VAR!Bağlantı

5/1/2007 - Güvenli İnternet

Kategori: haber

 

 


 

 

 
Devlet Eliyle Güvenli İnternet
 
Devlet Bakanı Çubukçu, Microsoft ve UNICEF’in desteğiyle hazırlanan güvenli internet kampanyasını başlattı. Kampanya ile Microsoft ücretsiz ‘gözcü filtreleme’ programı dağıtacak. Böylece aileler çocuklarının zararlı yayınlara ulaşmasını engelleyebilecek

Kampanya kapsamında ‘İnternette Güvenlik’ adlı bir başvuru kitabı hazırlanarak, kullanıcıların ve ebeveynlerin olası tehlikeler konusunda bilinçlendirilmesi amaçlanıyor.
Yine kampanya ile öğretmenler eğitilecek; okullarda bilgisayar eğitimi derslerinde internet güvenliği konusu işlenecek. Microsoft’un ailelere yönelik hazırladığı ‘gözcü filtreleme programı’ da ücretsiz dağıtılacak.
Güvenli internet kullanımını sağlayan internet salonlarına da “Çocuk dostu-Güvenli internet” yazılı logolar asılacak.
Ebeveynlerin çoğunun internet kullanmayı bilmediği için çocuğunu denetleyemediğini belirten Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, kendisinden örnek verdi.
Çubukçu, “İnternet konusunda çocuğumla yarışacak durumda değilim. Ben o dönemleri çoktan geride bıraktım. Çünkü çocuğum bilgisayar mühendisliğinde okuyor. Ama küçük yaşlarında da dikkat ettim. Bilgisayar odasında olmadı. Çalışma odasında tuttuk. Aile içi iletişimi hiçbir zaman koparmadık” diye konuştu.
UNICEF temsilcisi Edmond Mcloughney de çocukların internetin tehlikelerinden haberdar edilmesini isteyerek, sadece bu konuyla ilgili bir polis gücü oluşturulmasını önerdi.

Kaynak:http://www.ntvmsnbc.com/news/399471.asp

yok FİKİR VARBENİMDE FİKRİM VAR!Bağlantı

30/12/2006 - Hangi Oyuncak Güvelinilir ?

Kategori: haber

ÇİN MALI OYUNCAKLAR

Zonguldak İl Sağlık Müdürü Murat İlikhan, “İnsan sağlığına zarar verdiği tespit edilen Çin Halk Cumhuriyeti malı oyuncaklar, kesinlikle satın alınmamalı” dedi.
İlikhan, yaptığı yazılı açıklamada, doğru tercih edilmeyen oyuncakların insan sağlığına, can ve mal güvenliğine zarar verdiği gibi ekonomik kayba da yol açtığını bildirdi.
Çocukların sağlığını tehlikeye atmamak için oyuncak satın alınırken çok dikkatli olunması gerektiğine dikkati çeken İlikhan, şöyle konuştu:
“Oyuncakların her zaman masum olmadığını unutmamak lazım. İnsan sağlığına zarar verdiği tespit edilen Çin Halk Cumhuriyeti malı oyuncaklar, kesinlikle satın alınmamalı. Rusya'da yapılan bilimsel araştırmada, ucuz olduğundan rağbet gören söz konusu ülkenin ürettiği ürünlerin insan ve çevre sağlığına olumsuz etkileri belirlenmiştir. Vatandaşlar, satın aldığı bu ürünlerin üzerinde ya da ambalajında uluslararası standartlara uygunluğunu gösteren 'CE' işaretini aramalıdırlar.”
İlikhan, oyuncakların çocuğun çevresinde yanabilecek tehlikeli elementler ve patlayıcı içermemesi gerektiğini, hastalık ve mikrop kapma riskini önleyecek temizlik şartlarına uygun üretilmesinin de şart olduğunu kaydetti.

AB OYUNCAKLARI

Avrupa Birliği (AB) üyesi 10 ülkede üretilen 80 değişik oyuncak üzerinde yapılan araştırmada, çocuklara zararlı kimyasal maddelere rastlandı.
Danimarka’da yapılan inceleme sonucunda oyuncaklarda, çocukların ileriki yaşlarında üreme sistemini etkileyecek kimyasal maddelerle cilde ve göze zarar veren maddelere rastlandı.
İsveç’te yapılan açıklamada, bu maddelerin özellikle 3 yaşın altındaki çocuklarda çok daha tehlikeli olduğu kaydedildi. İsveç’in en büyük ve tanınmış mağazalarından seçilerek Danimarka’daki incelemeye gönderilen oyuncaklar arasında bulunan boya kalemleriyle oyuncak kahve makinesi ve makyaj malzemelerinde de çocuklara zarar verecek ölçüde bakır, baryum ve formaldehit maddelerine rastlandı.
Araştırma sonuçlarını değerlendiren İsveç Tüketiciler Dairesi Genel Sekreteri Jan Bertoft, “çocuklarımız deneme tahtası değil. İsveç’ten seçilen oyuncaklar ülkenin en büyük mağazalarından alındı. Bu oyuncakların üzerinde “CE” belgesi de var. Bu araştırmaya göre, CE belgesi oyuncağın her açıdan emniyetli olduğu anlamına gelmiyor” dedi.
Çocuklar için üretilen oyuncaklardaki emniyet kurallarının 1988 yılından bu yana AB kurallarına göre düzenlediği, ancak kimyasal madde kullanımı konusunda bir düzenleme bulunmadığı kaydedildi.

yok FİKİR VARBENİMDE FİKRİM VAR!Bağlantı

28/12/2006 - İthal oyuncak

Kategori: haber

TÜRKİYE'NİN İTHAL ETTİĞİ HER 10 OYUNCAK'TAN 9'U ÇİN MALI!..
Türkiye'nin son 4 yılda ithal ettiği her 10 oyuncaktan 9'u Çin'den geldi: 24 Aralık 2006 Pazar 14:29

Türkiye'nin son 4 yılda ithal ettiği her 10 oyuncaktan 9'u Çin'den geldi.
      Türkiye; Eritre, Mauritius, Guatemala ve Madagaskar gibi ülkelerin de aralarında bulunduğu 69 ülkeden son 4 yılda 422 milyon dolarlık, 89 milyon kilogram oyuncak ithal etti. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, CHP Bursa Milletvekili Kemal Demirel ile AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Koca'nın soru önergelerine verdiği yanıtta, Türkiye'nin oyuncak ithalatı hakkında bilgi verdi.AB ülkelerinden ithal edilen oyuncakların, gümrük birliği çerçevesinde denetime tabi tutulmadığını belirten Tüzmen'in verdiği bilgiye göre, 2003-2006 yılları arasında 69 ülke ile İstanbul Serbest Bölgesinden 88 milyon 956 bin 313 kilogram oyuncak ithalatı yapıldı.      
     OYUNCAKLARDA STANDART ARANIYOR
      Oyuncak ithal edilirken, ürünlerin TS EN-71 ve TS EN-50088 gibi ulusal standartlara uygun olduğunu gösteren test raporları isteniyor ve piyasaya sunulan tüm ürünler Sağlık Bakanlığı tarafından denetleniyor. Uygunsuz ürünlerin üreticileri ve ithalatçıları hakkında da yaptırım uygulanıyor.2003-2004-2005 yılları ile 2006 yılının ilk 9 ayında 421 milyon 917 bin dolarlık oyuncak ithalatı gerçekleştirildi.
      Türkiye, son 4 yılda 81 milyon 978 bin kilogramla, en çok Çin Halk Cumhuriyeti'nden oyuncak ithal etti.      
     2. SIRADA HONG-KONG YER ALIYOR
      Çin'den sonra en çok oyuncak ithal edilen ülkeler, sırasıyla Tayvan, Hong-Kong, İtalya, Almanya, İspanya, İrlanda, Fransa, Hollanda, Danimarka, Malezya, Endonezya, Vietnam, ABD ve Tayland oldu.
      Türkiye, 2003-2006 yılları arasında Çin'den 366 milyon 614 bin dolarlık, Tayvan'dan 8 milyon 668 bin, Hong-Kong'dan 7 milyon 476 bin, İtalya'dan 6 milyon 690 bin, Almanya'dan 4 milyon 716 bin, İspanya'dan 4 milyon 120 bin ve İrlanda'dan 3 milyon 525 bin dolarlık oyuncak ithalatı yaptı.Türkiye'nin oyuncak ithal ettiği 69 ülke arasında Eritre, Mauritius, Guatemala ve Madagaskar gibi ülkeler de yer alıyor.

(kaynak http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=253866 )
yok FİKİR VARBENİMDE FİKRİM VAR!Bağlantı

25/12/2006 - Ankara Üniversitesi Oyuncak Müzesi

Kategori: haber

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi "Oyuncak Müzesi"

Eğitim Bilimleri Fakültesi Oyuncak Müzesi 20 Nisan 1920'de açıldı. Temel işlevi hızlı toplumsal değişim içinde kaybolmakta olan oyuncakları korumak olan müze, aynı zaman da bir araştırma ve eğitim merkezi olarak da hizmet vermektedir. Halen bin beş yüz oyuncak bulunan müzede oyuncaklar dört ana grupta toplanmaktadır.

I. Geleneksel Oyuncaklar: Daha çok oyuna bağlı, yerel, mevsimlik, el yapımı oyuncaklar: Uçurtma, sapan, çember, topaç, bez bebek, beşik, yürüteç, vb.

II. Fabrikasyon Oyuncaklar: Sanayi ürünü olan bu oyuncaklar yapıldıkları malzemeye göre sınıflandırılmıştır:

1. Tahta Oyuncak: Çeşitli arabalar, evler, hayvanlar, vb. İlk fabrikasyon tahta Türk oyuncağı (1938) örnekleri de bu grupta yer almaktadır.
2. Teneke Oyuncak: Araba, tren, kamyon, çeşitli hayvanlar, mutfak eşyaları, kurşun askerler, vb. Bu grupta en eski (1933) Türk teneke oyuncaklarından örnekler bulunmaktadır.
3. Kağıt Oyuncak: Kartondan ve kağıttan üretilen çeşitli oyuncaklar.
4. Plastik Oyuncak: Plastikten yapılmış çeşitli eski ve yeni oyuncaklar.
5. Bebek ve Yumuşak Oyuncak: Kağıt hamuru, porselen, plastik gibi çeşitli malzemelerden yapılmış bebekler, pelüş hayvan modelleri. Bu grupta Türk oyuncak bebek sanayiinin en eski (1960) örnekleri sergilenmektedir.

    III. Yabancı Oyuncaklar: Kişisel ya da ticarî amaçlarla başka ülkelerden getirilmiş çeşitli oyuncaklar. Müzenin en eski parçaları (1890) bu grupta yer almaktadır.

    IV. Antik Oyuncaklar: Ülkemizin birçok arkeoloji müzesinde sergilenen antik oyuncakların bazılarının kopyaları. Eğitim Bilimleri Fakültesi Oyuncak Müzesi oyuncağın ülkemizdeki tarihsel gelişimini saptama çalışmalarını sürdürmektedir. Oyuncak aracılığı ile sanayi tarihi, kültür tarihi, eğitim tarihi araştırmaları yapılabilmektedir. Müze ayrıca çocuklara tarih bilinci kazandırmaya, oyuncağın çocuk gelişimindeki önemini vurgulamaya çalışmaktadır. Eğitim Bilimleri Fakültesi Oyuncak Müzesi'ne giriş ücretsizdir. Okullar ve diğer ziyaretçi grupları randevu ile kabul edilmektedir. Müzenin tanıtım broşürü ve posteri vardır.

 Açık olduğu gün ve saatler: Çarşamba - Cuma 10.00 - 17.00
Gruplar randevu ile.

Adres: Ank. Üni. Eğ. Fak. Cemal Gürsel Caddesi Cebeci/Ankara
Tel: (312) 363 33 50/297

yok FİKİR VARBENİMDE FİKRİM VAR!Bağlantı

24/12/2006 - SUNAY AKIN OYUNCAK MÜZESİ

Kategori: haber

İSTANBUL OYUNCAK MÜZESİ

  Zeus'un Helikon dağında oturan dokuz güzel kızına “Musalar” denir. Onların bir diğer adı da ilham perileridir. Müze sözcüğünün kaynağı Musalar'dır. Yani, müze ilham perisi demektir. Sunay Akın, kitaplarından, sahne gösterisinden, hazırladığı radyo ve televizyon programlarından kazandıklarıyla bir ilki gerçekleştirdi ve “İstanbul Oyuncak Müzesi”ni açtı. Sanatçı “İlham perilerinin bana kazandırdığı okurlarımın ilgisi, sevgisi bana yetiyor. Paralarla da antika oyuncaklar satın aldım ve ilham perilerine bir ev kurdum!” diyor.

   Sunay Akın, bir oyuncak müzesini ilk kez, on beş yıl önce bir etkinliğe davetli olarak gittiği Almanya'da gördü. Müzeden etkilenen Akın, ülkesinde böyle bir müze kurmaya o an karar verdi. Berlin'den, bir antikacıdan satın aldığı oyuncak bir atın süvarisi olarak düşüne doğru yola koyuldu.

   İstanbul Oyuncak Müzesi, şairin İstanbul Göztepe semtinde ailesine ait tarihi bir köşkte kuruldu. Müze 23 Nisan 2005 tarihinde ziyarete açıldı. 500 metre karelik bir alanda, yaklaşık dört bin adet oyuncak sergileniyor. Oyuncakların sergilendiği her oda bir tiyatro sahnesi görünümünde. Uzay oyuncaklarının olduğu bölüme girdiğinizde başınızın üstünde yıldızlar yanıp sönerken, oyuncak trenler gerçek bir tren kompartımanının içinde sergileniyor. Ziyaretçiler, müzenin kafeteryasında ise kız çocuklarının evcilik oyuncakları arasında dinleniyorlar. Müzede ayrıca yetmiş kişilik bir toplantı ve gösteri salonu da bulunuyor. Bu salona, müzeye katkılarından dolayı İyigün Özütürk'ün adı verildi.

   Sunay Akın, yurt içinden ve yurt dışından yaklaşık dört bin adet oyuncak topladı. En eski oyuncak 1817 yılına ait, Fransa'da yapılan bir oyuncak keman… 1820 yılında Amerika'da yapılan bir bebek, yine aynı ülkeden 1860 yılına ait misketler, Almanya'da yapılan yüz yaşında teneke oyuncaklar ve porselen bebekler müzenin en eski eserleri arasında.

   İstanbul Oyuncak Müzesi'nin girişinde bir mahalle oyuncakçısı karşılıyor sizi. Bir zamanlar kasabın ve bakkalın arasında kendine yer bulan, ama zaman içinde tutunamayarak kaybolan bu küçük oyuncakçı dükkanları müzede yaşatılıyor. Ayrıca, müzenin bir köşesinde tarihi Eyüp Oyuncakçısı da canlandırılıyor. Eyüp Sultan Camisinin yanında bulunan ve 1950'li yıllara kadar varlığını koruyan Eyüp oyuncakçılığı müzenin en ilginç köşelerinden birini oluşturuyor. Müzenin hediyelik eşya bölümünde de yeni yapım tarihi Eyüp oyuncakları satılıyor. Sunay Akın böylelikle bir tarihi değerimizi günümüze taşıyor.

   Müzenin tasarımı Ayhan Doğan tarafından yapıldı. Sahne tasarım sanatçısı Ayhan Doğan, iki yıllık bir çalışmanın sonunda Sunay Akın'ın düşünü renklendirdi, müzenin insanlarla buluşmasındaki başrol oyuncularından biri oldu.

   Toplumlar müzelerden geçerek aydınlanırlar. Bir toplum, önce kalkınıp sonradan müzelerini kurmazlar. Önce müzeler kurulur, insanlar buralardan geçerek aydınlığa ulaşırlar. Sunay Akın'ın oyuncak müzesi bu bakımdan aydınlanmaya sunulan bir armağandır.

(Yazılar aynen alınmıştır.)http://www.istanbuloyuncakmuzesi.com/entr.asp

(Lütfen haberdar olunuz)

yok FİKİR VARBENİMDE FİKRİM VAR!Bağlantı

13/12/2006 - Eyüp Oyuncakları

Kategori: haber

Osmanlı döneminde uzun zamanlar boyunca tüm anadoluya yetecek kadar oyuncak üretip plastiklerin piyasaya çıkmaya başlaması ile kaybolmuş bir tarih ... Bu tarihi canlandırma projesi.

http://www.eyupoyuncaklari.com/Oyuncaklar.asp 

 Eskiden olduğu gibi oyuncaklardaki renk ve dizayn yaşatılarak yapılıyor.Lütfen siteyi gezerek haberdar olunuz.

                              

ERDAL TEKİN

 

 

 

 

EYÜP  OYUNCAKÇILIĞI VE OYUNCAK ATÖLYESİ

Yrd. Doç. Dr. Tosun YALÇINKAYA

 Eyüp Oyuncakçılığı Projesi Nedir?

 Avrupa Birliği ile Türkiye İş Kurumu ortaklığında ‘’Yeni Fırsatlar Programı’’ çerçevesinde yürütülen ‘’Fener-Balat’’ Semtlerinde yaşayan Ev Kadınlarına Eyüp Oyuncakçılığının Öğretilerek İş Sahibi Yapılmaları ve Sürdürülebilir İş İlişkileri Kurulması’’ projesi şubat 2005’ten itibaren faaliyete geçmiş bir projedir. Tarih Vakfı’nın geçmişte Eyüp üzerine yaptığı pek çok çalışma, Oyun ve Oyuncak Tarihi konusunda yaptığı araştırmalar ve Eyüp Oyuncakçılığı’nın yeniden hayata geçirilmesi amaçları birleştirilerek ‘’Yeni Fırsatlar Programı’ndan sağlanacak bir destekle bölge kadınlarının istihdamına yönelik bir projeye dönüştürülmüş; böylece hem kaybedilmiş önemli bir kültürel mirasımız olan Eyüp Oyuncakçılığı’nın yeniden canlandırılması, hem de oyuncakların kadınlar tarafından üretilecek olmasıyla, kayıt dışı ekonominin önlenmesi yolunda birkaç adım daha atılması sağlanmıştır. 12 ay süren proje kapsamında, önce 6 katılımcı, eğitmen olarak eğitilmiştir. 1 ay sürmüş olan bu eğitimin ardından ağustos ayında başlayan ve  diğer eğitim ile 57 işsiz kadına Eyüp Oyuncağı üretimi ve pazarlama eğitimleri verilmiştir. 3 ay süren bu eğitim süreci sonunda ise Darphane’de açılan bir sergiyle Eyüp Oyuncakçılığı’na dikkat çekilmiştir. Sergide üretilmiş olan oyuncaklar yanında bir odada atölye ortamı yeniden kurulmuş bir de satış bölümü açılmıştır. Ayrıca Eyüp Oyuncakları’nın üretim yöntemleri, çizimleri ve kullanılacak malzemeler tanıtılarak isteyen herkesin oyuncakları üretebilmesi için bir de kitap hazırlanmıştır. Diğer bir sergi de 18-23 Nisan tarihleri arasında Taksim’de Avrupa Birliği Bilgi Merkezi’nde açılmıştır. Projenin ilgi çekici bir bölümü de Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ile ortak yürütülen Ana Destek Programı eğitiminin verilmiş olmasıdır.  Eğitimlere katılan kadınlar arasında 3-9 yaş grubunda çocukları olan annelere verilen bu programda, özellikle aile-çocuk ilişkisi, beslenme, okula hazırlık ve önleyici sağlık konuları ele alınmıştır.  Projeye en çok destek veren Eyüp Belediyesi, Projenin uygulanabilmesi için Eyüp Sultan Mehterhanesi’nin bir bölümünü Eyüp Oyuncakçılığı eğitimi için atölye ve çalışma mekanı olara tahsis etmiş ve sonrasında üretilen oyuncakların satışının sağlanması için Oyuncakçılar Çarşısı ve Piyer Loti’de iki adet dükkanı tahsis etmek için harekete geçmiştir. Böylece projenin kapsamı Fener Balat Semtleri’nde yaşayan kadınlarla beraber Eyüp bölgesini de kapsayacak biçimde genişletilmiştir.

Fener-Balat Kültür ve Güzelleştirme Derneği, Fener_Balat Semtleri Rehabilitasyon Programı ve Eyüp Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilen projede, 57 kursiyer eğitimlerini tamamlanmıştır  (Yalçınkaya Tosun,Eyüp Oyuncakçılığı Eğitim Kitabı, s.2)

                             Eyüp Oyuncakçılığı Nedir?

Eyüp oyuncakçılığı 18.yy’la kadar dayanmaktadır. Seri üretimin gelişip doğal malzemenin yerini  plastik ve türevleri alana kadar  Eyüp, oyuncak üretiminin merkezi idi. İstanbul çocukları sünnet zamanlarında Eyüp’e getirilir, dönüşte istedikleri oyuncağı seçmelerine izin  verilirdi. Anadolu’nun birçok yöresine oyuncak Eyüp semtinden dağıtılırdı. Oyuncak denilince akla ilk  Eyüp  gelirdi. Eyüp’te ilk oyuncak 18.yy’da Dökmeci Hasan Ağa tarafından yapılmıştır. Hasan Ağa II. Mahmut zamanında memleketinden İstanbul’a Nizam-ı Cedid askeri olarak gelmiş ve Rami Kışlası’nın açılış törenlerinde dümbelek çalmıştır. Askerlikten ayrıldıktan sonra sahur maniciliği boş zamanlarında da oyuncak yapardı. Tükürüklü Oyuncakçı Hasan Ağa adıyla da  anılan bu kişiden sonra Gümüşsuyu’lu Darbukacı Halil Efendi ve Küçük İsmail Efendi adlarındaki zanaatkarlar da oyuncak atölyeleri açarak bu mesleğin yayılıp gelişmesine hizmet etmişlerdir.Evliya Çelebi Seyahatname’sinde esnafları tanıtırken Eyüp Oyuncakları olarak 100 dükkan ve 105 kişiden bahseder. ‘Eyüp oyuncakları kamış borular, fırıldaklar, def, dümbelek, kemençe, sıçan ve kuşlarla, gözle görmedik oyuncaklarla geçerler. Bunların alayında ak sakallı, gözleri sürmeli çelebilerin suratı tıraşlı, kellepuşlu (başlıklı), ayağı nalınlı, bazısı avrat kılıklı, avrat takkeli, müsekkel (çocuk kılıklı) adamların ellerine düzme dadıları, anne babalara yapışıp alayda geçerken avrat takkeli koca çelebi ‘’a dadı! Ben bu oyuncağı isterim ya da istemem ‘’ diye kimisi ağlayarak ellerinde teberleri (baltaları) dümbelekleri çalarak geçerler. Tuhaf esnaf mukallitleridir(taklitçi). Amma mukallidin imanı sahidir diye fetvalar vardır’ (Çelebi Evliya, Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 1969). 

                Eyüp oyuncakları şu türleri kapsamaktaydı:

  Üstüne ayna parçaları yapıştırılmış renkli küçük testiler, sürahiler, bardaklar. Teneke zilleri olan bir karış çapında tefler, bir karış  çapında davullar, eski mecidiye büyüklüğünde (yaklaşık 2 cm. kadar) tekerlekleri olan arabalar, minik darbukalar, saplı davullar, pek küçük olarak yapılmış, beşik ve salıncaklar, kırbaç ya da kaytan sarılarak döndürülen topaçlar, kursak düdükler, havanlar, hacıyatmazlar, şakşaklar, minik tereyağı yayıkları, kırmızı tüylü koyun ve kuzular, ağaç parçalarının içi oyularak yapılmış ve üzerine kırmızı, yeşil boyalar sürülmüş sandallar, padişah kayıkları. Boyalı aynalar, iki-üç şerefeli camisiz minareler, tahta kılıçlar, fırıldaklar, kamış tüfekler. Düdüklü fırıldaklar, çekirgeler, içine su konulup öttürülen toprak testiler, aynalı beşikler, ipli oklar, şişirme gaydalar, dönme dolaplar, bumbardan yapılmış boyalı balonlar, tahta çekiçler.

Daha sonra da bu oyuncaklarla ilgili şöyle söylüyor. ‘İşte Eyüp oyuncak ustaları sürekli aynı oyuncakları yapıp yenilik getiremedikleri için zaman içinde bütün oyuncak atölyeleri kapanmak zorunda kalmışlardır. Yani oyuncak üreticileri değişen çocuğa ayak uyduramamışlardır.’ (Ural Yalvaç, Milliyet, 2003.).

Yukarıda bahsettiğimiz Resimli Tarih Mecmuası’ndaki makalede bu oyuncak satıcıları için de şunlar yazılıdır. ‘Bütün bu molozları sırtındaki çerçeve arkalığında istif edip mahalleye çıkan satıcı, sokak başında kursak düdüğü öttürdü mü sanki sihirli flütmüş gibi çocuklar köşe bucaktan fırlar etrafını alırlardı. Seyyar oyuncakçının düdük nağmelerine , annelere yalvarış sesleri karışır muhakkak birkaç para sızdırılıp oyuncakçıya koşulurdu. Külhanbeyi  bu düdüğü ne güzel çalar, yeni türkülerini de kıvrak ara  nağmelerine boğardı. Felek bana neler etti, nane suyu, şeker .... gibi şarkılar gırla giderdi. Çocuklar marifet çalan da değil de düdükte imiş gibi ondan muhakkak alır, fakat ilk üfleyişte hayal-i sükuta uğrarlardı.’ (Koçu Reşat Ekrem, İstanbul Ansiklopedisi, s.5461-5462).

Yakın tarihte İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Müzesi’nde  ‘’Çocuk Dünyasından Geçmişte Eyüp Oyuncakları’’ adıyla bir de sergi düzenlenmiştir. İlk kez 1939 yılında Beyazıt’taki İnkılap Müzesi’nde sergilenmiştir. Bu oyuncaklar halen İstanbul Büyükşehir  Belediyesi  Şehir Müzesi’nde bulunmakta ve 28 adettir. İstanbul Belediyesi’ne bağış yoluyla geçtiği sanılan bu koleksiyonda değişik biçimde 4 araba, 1 cambaz, 1 beşik, 1 beşik salıncak, 2 çınçın, 1 dönme dolap, 1 iskemle, 1 tel dolap, 2 toprak testi, 2 topaç, 1 kaynana zırıltısı, 1 şeytan minaresi, 1 el arabası, 4 davul, 1 trampet, 3 tef, 1 adet de top bulunmaktadır (Kılıç Füsun, Toplumsal Tarihte Çocuk, 1993, s.134.).

Bizim ise proje çapında gerçekleştirdiğimiz Eyüp Oyuncaklarının sayısı  16 adet olup zamanla bu oyuncakların sayısı da türleri artacaktır. Oyuncaklar; cambaz, şeytan minaresi,beşik, dönme dolap, tel dolap, aynalı araba, sandalye, üstü açık araba, çınçınlı araba, saltanat kayığı, el arabası, saplı davul, kaynana zırıltısı, tek çınçınlı araba, kuşlu araba ve içine su konulup öttürülen toprak testidir.

Çalışmalarımıza başlamadan önce oyuncak üretimi konusunda bize yardımcı olacak en önemli kişi ve Eyüp oyuncaklarının yaşayan en son kanıtı Halit Şengöz’dür. Halit bey Eyüp oyuncaklarını babası Kadir Şengöz’den çocukluğu sırasında atölye’de çıraklık ederken öğrenmiştir.Babası Kadir Şengöz 1918 yılından itibaren  Eyüp oyuncaklarının orijinal kalıplarından yola çıkarak   o günlerdeki teknolojik şartlara göre oyuncak üretimini seri hale getirmiştir. Halit bey ‘’Eyüp oyuncaklarının yeniden canlandırılması projesi’’ne sıcak bakmış  ve bu konudaki bilgisi ve tecrübesini aktarabileceğini söylemiştir.

Boya malzemesi olarak bugünün şartlarına göre  su bazlı boyalarla  gri ve sarı yaldızla çocuklara hitap edecek renkler (ana renkler) tercih edilmiştir. Stilize edilmiş karışık olmayan yumuşak dalgalı desenler ve şeritler kullanılmış bezemeye önem verilmiştir. Her ne kadar dinsel inançlardan dolayı oyuncaklar üzerine figür işlenmediği söylense de doğru değildir. Eyüp oyuncakları,mekanik ve statik tasarımlarıyla çocuğun büyüklere dair taklit yeteneğini geliştirmesi, itilen ve çekilen oyuncaklarla ince ve kalın kas gelişimine katkısı, el ve göz kontrol ve koordinasyonunun gelişimini desteklemesi ve ritim duygusunu geliştirmesi gibi özelliklerinden dolayı eğlendirici olmalarının yanında eğitici oyuncaklardır. Zamanımız oyuncaklarıysa, her gün gelişen  teknolojiye, uzay çağına ve tüketici toplumlarının değişen ucube çizgi film kahramanlarına ve bunlardan üretilen korkunç oyuncaklara kalmıştır. Günümüz çocukları bu tür oyuncakları severek  oynamakta, özellikle medya bu tür eğitici özelikten yoksun olumsuz ve yıkıcı modelleri çocuklar için ilah haline getirmektedirler. Yakın zamanda çocuklar için gerek çizgi filmleri gerekse oyuncaklarıyla popüler olan Ninja Kaplumbağaları, Barbieler, Action Man, Batman,  Power Rangers ve adını sayamayacağımız bir çok çizgi film kahramanı daha filmi vizyona gelmeden reklamlarla satılmakta ve çocukları olumsuz yönde etkilemektedirler. Çocuklar artan betonlaşma ve  oyun oynayacak yeşil alanların az oluşu   nedeniyle evlere tıkılmakta doğadan uzak bir ortamda hırçın ve tatminsiz bireyler olarak yetişmektedirler. Çalışan ebeveynlerse   iş yaşamlarının getirdiği vakit yetersizliği nedeniyle  çocuklarıyla yeterince ilgilenememektedir. Çocuklarına gereksiz ya da eğitici özelliği olmayan oyuncak alarak onları adeta oyalamaktadırlar. Oysa  çocuklara sunulacak açık alanlar ve eğitici oyuncaklara yeterince önem verilmeli, çocuk kendi oyuncağını artık malzemelerle bile olsa kendisi yapabilmelidir. Kültürümüze yönelik oyuncakları yeniden yaşatıp geliştirebiliriz. Bunun için belediyeler ya da Milli Eğitim Bakanlığı önayak olabilir. Kendi kendine yetebilen bilinçli bireyler yetiştirebilirsek kültürümüze de sahip çıkmış olabiliriz.

Eyüp oyuncakları mekanik ve statik tasarımlarıyla  çocuğun büyüklere dair  taklit yeteneğini geliştirmesi, itilen ve çekilen oyuncaklarla ince ve kalın kas gelişimine katkısı, el ve göz kontrol ve koordinasyonunun gelişimini desteklemesi ve ritim duygusunu geliştirdikleri için eğlendirici olmasının yanında kim ne derse desin o zamanın eğitici oyuncakları olmuştur.

yok FİKİR VARBENİMDE FİKRİM VAR!Bağlantı

<- BİR SONRAKİ SAYFAYA GİT ->

erdaltekin

Beton yığınları arasında küçülüp kaybolan ya da medyanın etkisinde korkutucu bir hale gelen doğaya ve doğala hasret hayalgüçlerine bir yudum iksir.... Ellerimizle yapalım oyuncaklarını çocuklarımızın ..Çamurdan ve de ağaçtan........Hoşgeldiniz......Ne iyi ettiniz.....İyiki geldiniz.
Google
Whats Your Google PageRank?

KATEGORİLERİM

HANGİ OYUNCAK
Bir oyuncak alacaksınız.İlk önce hangisini tercih edersiniz?

Plastik oyuncak
Elektronik oyuncak
Ahşap oyuncak
Metal oyuncak


Şu Andaki Durum
<
http://erdaltekin.blogcu.com
Google

Click here to get your free text scroller.